




|
||
| Veriler yalan söylemez: Ormansızlaşıyoruz! | ||
| 13 uzmanın hazırladığı 'Türkiye Ormancılığı 2022: Türkiye'de Ormansızlaşma ve Orman Bozulması' raporuna göre kağıt üstünde artan ormanlık alanlar, aslında azalmakla kalmıyor; siyasi rant kaygısı ve yanlış yönetim politikalarıyla niteliklerini kaybediyor ve yangınlara kurban veriliyor. //////////(HB54/BELMA GÜNAY) | ||
| Gündem Haberi | ||
![]() |
||
Dünya Çevre Günü‘nde okuyucuyla buluşan“Türkiye Ormancılığı 2022: Türkiye’de Ormansızlaşma ve Orman Bozulması“ rapor- kitabı, resmi verilerle önümüze koyulan ‘orman artışı’nın aslında gerçek olmadığını açıklayan önemli bir kaynak. Türkiye Ormancılar Derneği’nin (TOD) yayımladığı ve Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi‘nden Prof. Dr. Erdoğan Atmış‘ın editörlüğünde toplam 13 uzmanın hazırladığı çalışma, yangınlardan endüstriyel ağaç kesimine, ormanlık alanların her türlü kullanıma açılmasından, yönetimsel eksikliklere Türkiye’nin ormanlarının nasıl yok edildiğini gösteriyor. Kitabın editörü Erdoğan Atmış durumu şöyle özetliyor: “İktidar ne kadar ormanlar artıyor dese de bu yalan. Türkiye’de ormanlar artmıyor. Alan olarak da nitelik olarak da artmıyor. Her gün biraz daha geriye gidiyor.” Türkiye’de orman alanı artışının topluma şeffaf ve doğru bir şekilde aktarılmadığını, konunun bazı yönleri ön plana çıkarılırken bazı yönleri saklı tutularak toplumda gerçeklerle uyumlu olmayan bir algı yaratılmaya çalışıldığını anlatan rapordan bazı bilgiler şöyle: Orman alanı artışı ülkenin tamamında değil, genellikle göç veren, nüfusu azalan bölgelerde yaşanıyor. Bu bölgelerde, terk edilmiş tarım toprakları ile meraların kendiliğinden ormanlaşması orman alanı artışının ana nedeni. 2016-2020 yapılan yıllık ortalama tahsis miktarı ise yaklaşık 39.000 hektar. 2012- 2020 yılları arasındaki dokuz yıllık dönemde yapılan toplam 51 bin 663 tahsis işleminin yaklaşık yüzde 44’ü madencilik, yaklaşık yüzde 20’si ise enerji sektörüne yapıldı. ANAYASA ÇİĞNENDİ, ORMANLAR ORMAN SINIRI DIŞINA ÇIKARILDI AĞAÇLANDIRMA ALDATMACASI
‘KORUNAN’ ALANLAR KORUNMUYOR Korunan alanların işletilmesi en fazla kâr etmeyi önceliği haline getirmiş özel sektör kuruluşlarına yaptırıldığı için, bu şekilde yönetilen korunan alanlar korunan alan olmaktan çıkmakta ve adeta bir rant zincirinin halkaları haline geliyor. Açılışı yapan Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, Devlet Planlama Teşkilatı‘nın ormancılığı “sektör” olmaktan çıkarıp “çalışma grubu” haline getirdiğinden beri Derneğin, devletin bırakmış olduğu sektör çalışması görevini üstlendiğini vurguladı. “Tüm çalışma alanlarında rakamlarla oynamayı başarı gibi gören, topluma bunu anlatırken sahte haz duyan bir anlayış var” diyen Özkara, ormanlık alanların rakamsal olarak kağıt üzerinde nasıl artırıdığını ise şöyle anlattı: “Orman sahası planlamalarında iki taraf belirlenir: Ormanlık ve ormansız alan. 2000′ li yıllarda 20.2 milyon hektar olan ormanlık alan, şu anda 23.1 milyon hektar gözüküyor. AKP dönemindeki buartışla ilgili ise çok çarpıcı bir şey var: Ormansız alan dediğimiz, yani orman alanı olmayan ama adı orman toprağı olan geçen alanları, ormanlık alan statüsünde göstermek için yeni bir sistem geliştirdiler. Buradaki fark 2 milyon 400 dönüm saha, bunlar kağıt üstünde düzenlemeyle ormanlık alan sayıldı. Buna benzar konularda algı yaratma çabası maalesef giderek pekişti. Bunlar bizzat çalıştığımız rakamlar, afaki değil. Tek tek hepsini aktarabiliriz.” Parçalanarak artan ormanlar “Ormanların sayısı, her şeyin ormanlarda yapılmasına izin verilmesiyle arttı. Ormanlar hızla parçalara ayrıldı bu dönemde. Nasıl arttı ormanlar? Büyük ormanlarımız çok küçük parçalara ayrıldı. Küçüldü ormanlarımız! Yol geçirilmesiyle, enerji tesisi yapılmasıyla; ormanlara yol, otel, hastane, camii yapılmasıyla bölündü.“ 2020 yılı itibariyle 748 bin hektarlık ormanın maden, turizm gibi faaliyetlere açıldığını, Cumhurbaşkanına verilen yetki ile de alanların kolaylıkla “orman sahası dışına çıkarıldığını anlatan Atmış, “Kalkınma kaynağı olarak görülen ormanları ekonomiye kurban ettiler” dedi. Sadece 11 yıl içinde ormanlardaki parça sayısındaki artış yüzde 56’yı aştı. 10 hektardan küçük orman alanı sayısı yüzde 118 arttı. Yangınların temel nedeni “Oteller yaptınız villalar, yollar elektrik hatları yaptınız. Ormanların içindeki insan etkileşimi arttı. Oysa yaz ayarında orada sadece yaban hayatı vardı. Parçalanma ayrıca yangına müdaheledeki başarısızlığın da ana nedeni.” Cumhurbaşkanı’nın Ek 16 ile, sadece yapılaşmış alanları değil, her türlü ormanı ormanlık alan sahası dışına çıkarabildiğini söyleyen Atmış, durumu ” Akıl dışı ve anayasaya aykırı bir yetki” olarak tanımladı. Korunmayan ‘korunan’ alanlar Erdönmez, korunan alanların yüzde yüz korunduğunun düşünülmemesi gerektiğini belirtti: Korunan alan statüleri, koruma-kullanma dengesi içinde kategorilere ayrılıyor. Korumanın azalıp, kullanımın arttığı bir dereceye göre sıralanıyor. Tabiatı Koruma Alanları bu sıralamanın üstünde ve en sert korunan alanlar, öte yandan miktarı 64 bin hektardan 46 bin hektara düştü. Daha az sıkı korunan alan statüsünde bulunan Tabiat Parkları ise 69 bin hektardan 107 bin hektara çıktı: “Ormancılar korunan alan kavramını diğer disiplenlerden 30-40 yıl önce Türkiye’ye getirmiştir. Ama maalesef öncülüğünü yağtığımız şeyi devam ettiremiyoruz. Koruma alanlarının sermaye ve siyasi rant yaratma aracına dönüştürüldüğünü görüyoruz. En sıkı korunan alanlardan olan Tabiat Parkları, adeta lunaparka dönüştürüldü.” Yangın sezonuna nasıl giriyoruz? Akdeniz ikliminin etkisi altında olan ve hem bitkilerin biyolojik özellikleri hem de iklimsel özellikler orman yangınlarının çıkışını ve etki alanının büyümesinin kolaylaştığı; ayrıca iklim değişikliği ile bu koşulların daha da güçlü hale geldiği bölgede ormancılık dışı kullanımlara verilen izinler hem ormanların parçalılık durumunu artırarak hem de insan-orman etkileşiminin düzeyini yükselterek orman yangınlarına davetiye çıkarıyor. ORMANCILIK TEŞKİLATININ HALİ PÜR MEALİ Kitapta ormansızlaşmaya neden olan yönetimsel düzenlemeleri yazan Doç. Dr. Seçil Yurdakul Erol, “Ormancılık teşkilatının günübirlik yaklaşımlarla yapboz gibi değiştiğini” söyledi: “Ormancılık örgütleri çok önemli çünkü kararları alıyor ve uygulamaya geçiriyor. Fakat örgüt ve çalışanlar üzerinde siyasi baskılar olduğu müddetçe, ne yazık ki bilimsel verileri takip ederek yapılması gerekenleri hayata geçirmek mümkün değil.” Örgüt yapısının sürekli değiştiğini aktaran Erol, sadece Bakanlık düzeyinde bile 20’den fazla değişimin yaşandığını belirtti: “Ormancılık bu ülkede en çok desteklenemsi gereken bakanlıklardan biri. Oysa yetki ve çalışma alanı sürekli değiştiriliyor. Taşra teşkilatında bu daha da artıyor. Oysa yerinden yönetim çok önemlidir: O alanı kim yönetiyorsa yetki verilmeli. Bizde ise yetkiler hep tepede toplanıyor.” Öte yandan Orman Genel Müdürlüğü çalışanlarının üstünde ciddi siyasi baskı olduğunu ekleyen Erol, “Bu daha atamalarda başlıyor” dedi: “Mülakatlar ve sınavlarda bir heyet değerlendiriyor ve bu çok göreceli. Buralarda çok hata yapılabiliyor. Uygulayıcı personel seçiminde siyasi müdaheleden arınmış bir yaklaşım söz konusu değil. Kadro güvencesi olmayan, memur sözleşmesinden çok sözleşmeli ve geçici personel istihdamına gidiliyor. İnsanların kurum aidiyeti performansı, özel yaşamı olumsuz etkileniyor.”
|
||
|
||
| Etiketler: Veriler, yalan, söylemez:, Ormansızlaşıyoruz!, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








